Kırmızı Çanta
Kırmızı Çanta isimli kitap şu cümlelerle başlamaktadır: "Çarli her sabah esner, gerinir, sonra da ayaklarına en sevdiği tüylü terliklerini geçirirdi. Ve her sabah dolabını karıştırıp kendine giyecek bir şeyler arardı. Ama dolabında sevdiği hiçbir şey yoktu." (s. 1). Bu alıntıdan ve kitabın devamından anlaşılacağı üzere Çarli, cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan bir çocuktur; dolabındaki erkek çocuk kıyafetlerini giymek istememekte, kadın çantası taşımayı ve tüylü terlikler giymeyi sevmektedir.
Kitabın kahramanı Çarli, bir gün anneannesinin parlak kırmızı kol çantasını takarak okula gider. Yolda ve okulda karşılaştığı herkes, erkek olduğunu ve bu çantayı takmasının uygun olmadığını söylerken bir yandan da kendilerinin de yapmak isteyip yapamadıkları pek çok şey olduğu mesajını verir. Çarli çantayı taşımakta ısrar edince çevresindekiler ondan cesaret alır; babası çiçekli gömlek, trafik polisi parlak ayakkabılar giymeye, arkadaşları da o güne dek çekindikleri tercihleri yapmaya başlar.
Kitapta cinsiyetlere özgü giyim ve tercihler eleştirilmekte, toplumun kadın ve erkek cinsiyetine dair normlarının aşılması önerilmektedir. Herkesin içinde tuttuğu ancak toplumun tepkisinden çekindiği için yapamadığı pek çok arzunun bulunduğu ve bu normları yıkmaya bir yerinden başlanması gerektiği, örtük bir anlatımla okura iletilmektedir.
Yayın Dedektifi olarak cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan bir çocuğun, bu hoşnutsuzluğun altında yatan sebeplerin araştırılması ve fıtratıyla uyumlu bir ruh hâline kavuşması için her türlü uzman desteğini alması gerektiğine inanıyoruz. Cinsiyet hoşnutsuzluğunun bu şekilde cesaretlendirilmesi ve toplumun cinsiyetlere dair normlarının olumsuz gösterilmesi sebebiyle bu kitaba çocukların erişimini sakıncalı buluyoruz.