Kitabın ana kahramanı, bir çiftlikte yaşayan ve civciv sahibi olma hayali kuran Filiz isimli bir tavuktur. Filiz, çiftlikteki düzende diğer hayvanlar gibi çiftçi aileye hizmet etmek zorundadır. Çiftlikte köpekler, horozlar, ördekler ve diğer tavuklar gibi birçok hayvan bulunmaktadır. Bu hayvanlar, bir yandan çiftlik hayatının doğal bir parçası olarak görünseler de, aslında yalnızca çiftçilere hizmet etmektedir. Görevlerini yerine getiremediklerinde ise çorba yapılmayı ya da ölüm çukuruna atılmayı bekleyen bireyler haline gelirler.
Kitap, bir tavuğun dünyasından insan ve hayvanlar arasındaki hiyerarşiyi eleştirmektedir. Çocuk okurlar, kitabın anlatımı üzerinden, hayvanların etinin, sütünün ve yumurtasının insanlar tarafından alınmasının çıkarcı ve acımasız bir davranış olduğu fikrine kapılabilir. Kitap, hayvanların doğal ortamlarında yaşamaları gerektiği ve insanların bu canlılardan hiçbir şekilde faydalanmaması gerektiği yönünde bir mesaj verebilir. Böylece, kainattaki canlılar arasındaki tüketim ilişkileri üzerinden kurulu doğal düzen sorgulanmaktadır.
Kitapta hayvanların duyguları detaylı ve empatik bir şekilde tasvir edilmiştir. Gelincik, tavuk ve ördekleri yediği için bir düşman olarak betimlenirken, Filiz’in yavrularını doyurmak için solucan, balık ve yusufçuk yemesi doğal bir davranış olarak gösterilmektedir. Filiz, gelinciği, tavuk ve ördek yavrularını yememesi için tarla farelerinin olduğu bölgeye yönlendirmekte, bu durum da gelinciğin tarla farelerini yemesinin doğal, ancak tavuk yavrularını yemesinin canice olduğu şeklinde sunulmaktadır.
Bu tür kitaplarda, hayvan-insan ilişkilerindeki hiyerarşinin hayvanlar lehine ortadan kaldırılması fikri sıkça işlenmektedir. Ancak burada hayvanlar, insan duyguları ile donatılarak çocuklara bir felsefi bakış açısı sunulmaktadır. Bu yaklaşım, uzun vadede çocukların dünyasında sorunlu algılar oluşmasına neden olabilir. Hayvanların insana karşı kullanılmasına yönelik bir anlatı geliştirilmesi, çocukların dünyasında gerçekçi olmayan bir duygu çatışmasına yol açabilir.
Yetişkinler olarak, çocuklarımızın okuduğu kitapların içeriklerini dikkatle değerlendirmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatırız. Çocukların gelişim sürecinde bu tür felsefi yaklaşımların yaratabileceği etkiler göz önünde bulundurulmalıdır.